20110603

bu kadar pişkinlik fazla


Başmüzakereci Egemen Bağış, geçtiğimiz günlerde evlenen Prens William’a fındık gönderttiğini belirterek, “Üç çocuğun önemini dünyaya da anlatmalıyız” dedi.

Gelini beğenmiş bizimki.

Ben Prens’in yerinde olsam hediye olarak oksijen tüpü gönderirim. Beyne kan gitsin!

Hayır arkadaşım 3 çocuk lan bu, boru değil. Bakalım Prens 3 çocuğu geçindirebilecek mi? Herkes bakacağı kadar çocuk yapsın, sana ne?

Bu kedi sahiplerinin hiçbirinin kedisi de, kendi deyimleriyle “hiç kedi gibi değil!”

Kedi nasıl bir hayvan acaba?

İki kedi sahibini oturtup birbirlerine anlattıracağım kedilerini, aradaki 7 farkı bulun diyeceğim.

Lan aynı özellikler, aynı davranışlar ama “hiç kedi gibi değil!” Ne iş, bu iş?

Hayır arkadaşım kedi besliyorsun, niye kedi gibi olmaması gibi fantezin var ki? Kedi işte lan, kedi gibi güzel o.

Kediler de “benim sahibim hiç insan gibi değil lan, aynen kedi gibi” diye düşünüyor mu acaba.

Vahşi Avcılar, Soğukkanlı Katiller, Öldürmeye Programlananlar vs diye belgeseller var, bahsedilen hayvanların çoğunun nesli insanlar yüzünden tehlikede.

Lan kim vahşi, hangimiz katil bir düşün?

Gariban hayvan aç, öldürdüğü gibi çiğ çiğ yiyor. Senin gibi “Lan bunu şöyle pişireyim; domatesle, soğanla iyi gider” diye plan mı yapıyor?

Sen hayvanı öldür, çeşitli pişirme yöntemleri geliştir, lezzet tarifleri ver. Sonra bu hayvanlar vahşi. Bigitlan!

“Öldürülmek için Yetiştirilenler” diye göstersene tavuk çiftliklerini, yiyor mu?

Hayır tamam, ben de et yiyorum ama bu kadar pişkinlik de fazla. Yiyeceksen ye yemeğini, bir de gidip başka yaratıklara bok atma. Bok!

Geçenlerde ücretsiz bir tiyatro gösterisine gittim, çıkışta yolda kanalizasyon çalışması gördüm, seyirci sayısı daha fazlaydı.

Hayır neyi izliyorsun arkadaşım, kendi bokunu mu tanıyacaksın? Nedir?

Bir de kafa kafaya vermiş konuşuyor izleyenler.

“Aha bak benimki geçiyor, bak bak şu ihtişama bak.”
“Bak, bu da benim ufaklık.”
“Maşallah pek de şirinmiş.”

“Bu kimin la?”
“Bu Hikmet’in kesin. Baksana şıp demiş burnundan düşmüş.”
“??!!”

İşin gücün mü yok lan? Bok çukuru var adamlar kazıyor işte, bidağıl, bigit!

Yeni bir bar işletmeye başlayanların hepsinde de şu muhabbet var: “Mekân çok güzel de kimse ilgilenmemiş abi. Ben şimdi şunu yapıcam, bunu yapıcam patlayacak burası bak.”

1 ay sonra olay şuna dönüyor, “Abi yavaştan bir müşteri potansiyeli oluşuyor, gelsene bir akşam bak çok şahane olacak, patlayacak bu bar.”

3 ay sonra, “Abi mekân çok güzeldi aslında da müşterisi yok. Verdiğin emeğe değmez. O kadar uğraştım ama patron da eski kafalı. Olmadı yani, burası elimizde patladı. Başka yer bakıyorum.”

5 ay sonra, “Abi bar işine girdim yine. Mekân çok güzel de kimse ilgilenmemiş abi. Ben şimdi şunu yapıcam, bunu yapıcam patlayacak burası bak.”

Bu da böyle bir döngüdür işte.

Yaşam koçu diye bir kavram var. Bence yeterince komik. O ne lan öyle?

Ne yapıyor ki şimdi bunlar? Ben yaşamayı beceremiyorum diyorsun da yaşamayı mı öğretiyorlar?

Hatunla konuşuyorsun, bu yan masada kan ter içinde taktik veriyor.

Hayır sevişirken daha fena. Adam tahtaya pozisyonu çizmiş tarif veriyor.

“Sağ memeye çalış, sağ memeye!”

Cenazeye gidiyorsun kenardan bağırıyor, “Acı yok, acı yok!”

O değil de arada mola alabilse cidden güzel olurdu.

Ben aslında bu yaşam koçlarının hayatını merak ediyorum. Çok mu mutlular yani, nedir?

Akıl satıyor herifler resmen. Birileri de satın alıyor. İlginç.

Türkiye’de demokrasi “halkın kendi kendini kandırması” şeklinde tecelli ediyor.

Bizim değil, başkasının seçtiği adamlardan vekilimiz olanı seçeceğiz ki o başkasını da biz seçmedik. Hatta onu seçenleri bile seçmedik.

Ama egemenlik kayıtsız, şartsız bizimdir. Bırakmayız.

Hayır müzik zevklerimiz bile uymuyor lan. Seçim şarkılarına baksanıza.

Emma Goldman’ın dediği gibi “Oy vermek bir şeyleri değiştirseydi, yasaklanırdı.”

Sevgilisiyle yaptığı kavgalara Merkür’ü, ayı, yıldızları bahane gösteren insanlar var.

Merkür gerileyince, bunlar da geriliyormuş. Lan sen zaten sürekli gerginsin. Huysuzum demiyor da, Merkür geriye gitti diyor.

Geri giden Merkür değil, senin ilişkin, önce bu konuda bir anlaşalım.

Lan sürekli kavga ediyorsunuz. Ne zaman güneş doğsa kavga ediyoruz moduna ramak kalmış zaten, neyi zorluyorsun?

 “Merkür diyor ki şuna bir kapris yap, bir terket aklı başına gelsin.”

Sonra gecenin köründe mesaj. “Çok pişmanım.”

Ne oldu? Merkür geri mi geldi? Nedir?

Siz, siz olun Merkür’e uymayın efendim.



5 yorum:

  1. amanın ben bayıldım bu bloga :)
    evet bigidinlan.
    O değil de gerçekten Egemen Bağış göndermiş mi gerçekten, ben atlamazdım böyle haberleri ama çok utandım şu an.
    hey yavrum hey..

    YanıtlaSil
  2. 100. izleyici de oldum, ilk kez başardım böyle bir şeyi. İddialara göre başım göğe erecek birazdan.

    YanıtlaSil
  3. çok teşekkürler efenim :)
    evet gerçekten göndermiş ve böyle bir açıklama yapmış. bunun linki de vardı da diğer bilgisayarda kaldı sanırım. entiviemesenbişi haber yapmıştı.

    evet 100. izleyicime selam ediyorum. ben de 436. izleyicin oluyorum :)

    YanıtlaSil
  4. @adsızlarında gizli hayranı ol ama:D

    YanıtlaSil