20110720

çok cici! evet!


Eşiyle – sevgilisiyle ortak facebook hesabı açanlar var.
Bunları fotoğrafa mecburen çift olarak etiketliyorsun. Fotoğrafta ikisi biraradaysa şahane, değilse orada bir sıkıntı var.
Paket profil. Birinin arkadaşıysan diğeriyle de arkadaş olmak zorundasın.
Aslında adamla kadının bekar arkadaşlarını ortak bir profilde birleştirdiği için durum oldukça faydalı olabilir.
Gerçi adamı dürtsen sevgilisini de “dürtmüş” oluyorsun. Hoş değil.
Duruma göre hoş da olabilir tabii. Neyse.
Bir de “mesaj kaygılı, devamlılığı olan çift t-shirtleri” var.
Mesela t-shirt’te “Love” yazıyor ama yazı iki t-shirt’e yayılmış. Ancak çiftimiz yan yanayken t-shirtler anlam kazanıyor. Birlikteyken anlamlıyız gibi bir mesaj olabilir.
Çok cici. Evet!
Bence birlikteyken de çok anlamsızsınız lan!
Hayır hatun yanında değilken adam üzerinde “Lo” yazan bir t-shirtle dolaşıyor lo! O ne olacak?
Aslında bu iki t-shirt’e 4 kol fazla, 2 kol yeter. İki t-shirt’ü ortadan birleştirip giydireceksin bunlara siyam ikizi gibi dolaşacaklar.
Bu çiftler için iki uçlu diş fırçası gibi ürünler, karşılıklı ya da yan yana iki klozetin bulunduğu tuvalet gibi mimari çözümler geliştirmek lazım.
İnternette yapılan ufak bir araştırma bu çiftlere özel ürünler üreten bir sektörün olduğunu gözler önüne seriyor. Çok başarılı ve kullanışlı olabilecek seks oyuncakları var.
Telekom reklamları öyle bir hal aldı ki, sanki bizi güldürmeyen telekom firmasının hattını kullanmayacağız.
Hepsinin reklamında bir komedyen. He evet komiksin de sadede gel arkadaşım.
Biri bunlara demiş ki “hedef kitle kendini güldüren hatlardan hoşlanır”, bunlar da karşılarındaki hatunu etkilemek için sürekli espri yapmaya kasan erkek modunda takılıyorlar.  
Seni bir cep telefonu hattıyla tanıştıracağım; yakışıklı değil ama sempatik.
Gerçi faturalara bakarsak bu yolla bayağı bir tüketici götürdükleri de gerçek.
Reklamlarıyla güldürürken, faturalarıyla düşündüren telekom şirketlerine sahibiz.
Dünyada bir şeyleri değiştirmeye “ütü”den başlamayı öneriyorum.
Tamam salağın biri bir tarihte “lan bu kıyafetleri sıcak buharla baskı altına alırsak kırış kırış olmaz çok da güzel olur” diye düşünmüş olabilir. Bir sürü insan da hayatımızdan alacağı süreyi hesaplamadan bu fikri benimsemiştir. Ama bunu değiştirebiliriz bence. Bu böyle gitmez.
Giyelim lan kırış kırış ne olacak yani? Değer mi bu kadar acıya, kedere, eziyete?
Sırf bu sebeple evlenen insanlar var yahu!
İnsanlığın bu büyük problemine karşı birleşsek “Bizler ütüye harcadığımız vaktin ne kadar gereksiz olduğu konusunda fikir birliğine vardık. Bundan böyle ütü yapılmaya, kimse kimseyi ‘ay o kıyafeti nasıl ütüsüz giymiş’ diye eleştirmeye, modacılar ütüsüz kıyafetleri moda haline getire” diye bir bildiri yayınlasak çok da şahane olmaz mı?
Sevdiği hatuna sevgisini, bir duvara “kurbağ gözlüm” yazarak ifade eden şahsiyet, bunu hangi hatunun üzerine alınmasını bekliyorsun?
Bu nasıl bir iltifattır lan! İltifat değil hakikat dedikleri bu mu oluyor şimdi?
O duvarın önünden geçen “kurbağ gözlü” ne hisseder hiç düşündün mü lan! Tam bir duygusal karmaşa.
Bir arkadaşıma da dünyanın en güzel, en net, en kısa aşk mektuplarından biri gelmişti: “Sen kadınsın, ben erkeğim. Anlarsın!”
Niyet belli, neden-sonuç ilişkisi başarıyla kurulmuş, gayet açık ve dürüst.
Kendimizi kandırmayalım, bu mektubu bir filozof yazmış olsa çok şey değişirdi. Övgüler düzülür, üzerine makaleler yazılır, dilden dile dolaşırdı.
Efenim şimdi böyle bir haber var:
http://gundem.milliyet.com.tr/cinsel-organiyla-ucak-kadar-ses-cikartiyor/gundem/gundemdetay/01.07.2011/1408935/default.htm
Öncelikle şunu belirteyim ben cüssesine oranla en yüksek sesi çıkartan hayvanın lisedeki bir öğretmenimiz olduğunu düşünüyordum. Yanıldığım için üzgünüm.
Fakat hayvanı takdir ettiğimi söylemeden geçemeyeceğim.
Abazanlığını sürekli ortaya koyan, hatta yanından geçen kadınlara sesli olarak ifade eden birçok yaratıkla karşılaştım ama böylesine cesurca, böylesine şevkle “abazanım lan!”, “karı yok mu karı!” diye bağıranına ilk defa denk geliyorum.
Daha önce de söylediğim gibi gayet açık ve dürüst.
Abazanlık başına vurmuş diyecektim ama haberde yazılana bakarsak karnına vurmuş sanırım.
O değil de Orhan Veli “Düşünme arzu et sade, bak böcekler de öyle yapıyor” derken bu böceği mi kastetti acaba?

4 yorum: