20110929

fesleğen


Bir dönem renkli gece lambası diye bir şey vardı. Ne gereksiz bir şeydi lan o.
Mavi, sarı, turuncu, kırmızı, yeşilin garip tonlarında ufacık ampüller.
Kırmızısını yaktığınızda evin içi Çin kerhanesine dönüyordu resmen.
İşin fenası bir jenerasyon ana rahmine o ampüllerin ışığında düştü. Felaket.
İnsan o renk bir odada nasıl sevişebilir lan! Mavisini yakınca resmen Şirinler gibi oluyorsun. Şirine fantezisi. Peh.
Bu ampullerin yoğun olarak kullanıldığı diğer yerler de yazlık çay bahçeleriydi. İnsanın aklına kötü kötü şeyler geliyor.
Neyse modaları geçti kurtulduk. Darısı diğer saçmalıkların başına.
Mesela tuvaletlerdeki el kurutma makinesi. O ne lan öyle!
Birisi de çıkıp bu bir boka yaramıyor, gereksiz yere de elektrik harcıyor demez mi lan?
Ahan da ben dedim.
Bir etek boyu tartışmasıdır gidiyor. Diz üstü mü olsun, diz altı mı olsun, daha mı kısa olsun? Hangisi seksi? Nereye giderken hangisi daha uygun vs vs?
Yok neymiş bilimsel makale özeti gibi ilgi çekecek kadar kısa, içeriği kapsayacak kadar uzun olmalıymış filan.
Arkadaşım etek dediğin selülit üstü olmalı. Selülitleri kapatacak kadar uzun, gerisini gösterecek kadar kısa.
Selüliti olmayan kadınlar hiç giymeyebilir mesela. Güzel çözüm.
X oyuncu plajda sörf yaparken yakalanmış!
Evet yakalanmış. Suç üstü. Utanmadan sörf yapıyor efendim!
Hayır sanki hatun kendine sörf tahtasını sokuyor.
Göt-meme gördü ya abazan muhabirimiz yakalamış oldu.
Bizi götüne başına zoom yaparken yakaladı demiyor da, sörf yaparken yakalandı diyor. Bigitlan!
İnternet gazetelerinin en seksi sporcular listelerinde de hep hatun sporcular var.
Hiç mi seksi erkek sporcu yok yani nedir?
Tamam bir Ali Eren, bir Recep gerçeğini inkar etmiyorum ama yine de ayıptır lan!
Kabul ediyorum o fotoğraftaki sporcu hatunun taş gibi bir kalçası, dolgun memeleri, enfes dudakları, kacaman gözleri. hokka gibi bir burnu, incecik beli, küçücük elleri, yanağında beni, kalçasında gamzesi... Noluyor lan bana? Neyse.
Yani şunu demek istiyorum ki, eskiden kadın voleybol takımları şort değil bikini altı gibi bir şeyle oynuyordu. Ne günlerdi be! Ya, ya!
Şimdi voleybolun kuralları da değişti. Bir tanesi farklı forma giyiyor. Böylece takım arkadaşlarıyla pişti olmaktan, aynı kıyafeti giymekten kurtuluyor.
Bu ayrıcalığın neden verildiğini anlamaya çalıştım. Farklı forma giyenlere libero diyorlar. Dikkatlice izleyince liberonun takımdaki en düzgün kalçalara sahip oyuncu olduğunu görebiliyorsunuz. Evet sebebi bu olmalı.
Liberoyu koç mu seçiyor acaba? İyiymiş.
O değil de dün Rusya’nın maçı vardı. Ben hiç bu kadar çirkin Rus kadınını birarada görmemiştim arkadaş. O ne lan öyle?
Ne umduk ne bulduk durumu resmen. Rus Kadın Voleybol Takımı dedik bağrımıza bastık ama olmadı. Zaten bizim kızlar da yendi.
Açıkçası Rus takımını gördükten sonra bizimkileri tutmaya karar vermiştim iyi oldu. Neyse.
Hapşurduğumda bana “çok sev” diyor ne lan?! Romantik mi şimdi bu?
Düşündüm de biri hapşurduğunda “çok yaşa” demek ne lan?! “Sen de gör” filan. Ne lan bu? Ne gereği var?
Bir yapaylık, bir alışkanlık, saçma sapan ritüeller. Bir kendinize gelin lan.
Ölmeden önce “son söz” olayı nedir yahu? Lan ölüyorsun bir sus bari arkadaş.
Özellikle felsefecilerde, yazarlarda filan abartılıyor bu. Adam yıllar boyu yazmış yazmış anlatamamış, ölmeden önce bir cümlede anlatacak sanki olayı.
Aslında adamların mesaj kaygısı yok bence. Mesela Goethe “daha fazla ışık” demiş. Bunun üzerine yorumlamış da yorumlamış geride kalan.
Lan adam perdeyi arala da biraz ışık gelsin diyor mal! Vay efendim son sözünde aydınlanmaya, bilgiye şey etmiş.
Adam ölüyor lan, umrunda mı olur.
Ben mesela öleceğimi anlasam son sözüm “lan!” olabilir. Böyle bir şaşkın tonlamayla söylerim ama...
Aslında çok meşhur bir adam olsam kesin “fesleğen” filan derdim. Ne demek istedim diye kafayı yesin geridekiler.
Ölümden sonra hatırlanmanın etkili bir yolu. Büyük düşünür neden fesleğen dedi? Fesleğenin şifresi?
Yıllar sonra yine gündeme gelirsin. Fesleğenin sırrı çözüldü. Malın biri bir yorumda bulunur, fesleğenden derin anlamlar çıkarır kesin.
Fesleğen hem yaş olarak hem kurutularak kullanılır. Ölümümden sonra da fikirlerim işe yarayacak demek istedi.
Fesleğen sinekleri uzak tutar. Hayatım boyunca sinek gibi insanları yanıma yaklaştırmadı, temiz bir hayat sürdü. İşte bunu vurguladı.
Fesleğen sindirimi kolaylaştırır. Hayatı güzel yaşadım ölümü de içime sindirdim buyurdu. Hadi len!
İmnassiple: Nasip değil, olmaz o iş.
Üstteki gibi iğrenç bir şey yazdıktan sonra sizleri Serdar Ortaç’a satmayı düşündüğüm şarkı sözleriyle başbaşa bırakıyorum:
Hüzünlü bir palyaçonun
Burnu büyük maçonun
İşi değil çekip gitmek
Yırtılacak pantolonun

Sensiz burada kalsam da
Bana her gün Çarşamba
Enginar var torbamda
Haydi şimdi samba samba (nakarat)

5 yorum:

  1. eski izdivaçlarda iyi bi ambiyans yaratıyordu renkli ampüller.el makinası el için değil de başka şeyler için kullananı gördüm sağanak bi yağmurdan saçları kurutmak için terfi ettiler.

    YanıtlaSil
  2. o ampulleri sevemedim gitti. bir de dolmuşlara filan koyuyorlardı onları. yapay çiçek filan oluyordu bazısının yanında. felaket.
    o el kurutma makinesine de ayrı uyuzum. sürekli kesilir durur. hasta eder adamı. ama saç kurutmak için kullanıldığını ben de gördüm. gördüğüm en fena durumsa pantolonunun ön kısmına su dökülmüş adamın aldığı şekildi. akıllara zarar!

    YanıtlaSil
  3. ampullerin diğer varyasyonlarına katılıyorum düğün dernekte kaynanıp gidiyor bence ruşen:)kurutabilmişse asıl yetenek odur mükafatı da kurutma makinası olsun.

    YanıtlaSil
  4. ben düğün dernek de sevmem. ondan farketmemiş olabilirim :)

    YanıtlaSil
  5. :)işin rengi değişti o zaman.

    YanıtlaSil