20121008

aura


Geçen gün bir hatunla tanıştım, bir süre gözünü dikip bana baktı “senin auran turuncu” dedi.

“Senin sütyenin de mor” diyecektim ama göğüslerine baktığım belli olmasın diye söylemedim.

Yanımdaki arkadaşınki de maviymiş. Aurası yani. Yoksa o da erkek. Sütyen taktığını düşünmüyorum.

Hiç çıplak görmedim, kesin bilgi veremem. Ama sütyen takıyor olsa kesin siyah tercih eder bence.

Konu kafama takıldı, yazıya ara verip arkadaşımı aradım. “Sütyen giyiyor musun lan?” dedim, “manyak mısın?” dedi. “Giysen ne renk giyersin?” dedim, kapadı.

Aradaki küfürleri es geçtim tabii.

O değil de sütyen takılıyor mu giyiliyor mu lan? En iyisi bizim elemanı arayıp sorayım, o bilir.

Neyse dönelim aura konusuna. Bir kendime bakıyorum, bir arkadaşa, aura filan göremiyorum. Gözümü kıstım, şaşı baktım yok. Lan aura nerede, neresi mavi?!

Böyle üzerimden turucu bir hale geçiyormuş.

Erdim herhalde.

Üzerimden geçiyormuş diye yazınca da huylandım birden. Neyse.

Bu hatunun olduğu düğüne de gidilmez. “Ceren’le, Gizem pişti oldular. İkisi de pembe aurayla geldi.”

“Ayyy bu kuzeninin düğününe de yeşil aura ile gelmişti. Her düğünde aynı aura, başka aurası yok herhalde.”

“Ay hiç o kırmızı auraya, o pastel makyaj gitmiş mi? Cık cık cık!”

Sonra bir süre feng şuyiydi, karmaydı bir şeyler anlattı. Memelerinin hatrına dinliyormuş gibi yaptım.

Aslında gecenin sonunda yatak odamı feng shui’ye uygun olarak dekore etmesini teklif edecektim ama muhabbetini çekecek halim kalmamıştı.

Önce “muhabbeti kaldıracak” yazdım fakat sonra farklı okumalara neden olabilir düşüncesiyle sildim. İtiraf ediyorum.

Deli, deli. Yazık.

Efenim ciddi bir uğraş sonucunda Hollanda vizesini aldım. Bu ayın sonunda gidiyorum.

Vizeyi almaya uğraşırken edindiğim stresi atıp geri döneceğim.

Zaten vizenin mantığına tümden karşıyım. Tamam geleceksin de kaç paran var söyle diyor adamlar.

“Ne kadar lan gramı?” diyecektim, sustum.

Anneannem de Hollanda’ya gideceğimi duyunca, “peyniri meşhur oranın, bol bol peynir yersin” dedi. “Özellikle otlu peyniri meşhurmuş” diyemedim.

İngilizce bilmiyormuş gibi davranmayı planlıyorum. Böylece söylediklerini anlamadığım, ne dediğim hakkında fikri olmayan birçok kadın olacak etrafımda.

Düşündüm de burada da durum aynı lan?!

Neyse döndüğümde yazarım.

Ya da yazmam. Bilemedim.

4 yorum: